hayat
hayat, giriş cümlesi bizim irademiz dışında kuruluş bi kompozisyon gibi.. ilk paragrafı 'ailemiz' tarafından/ 'iyiliğimizi isteyenler' tarafından bin bir düşünceyle kaleme alınmış belki de..
insan ne olduğunu -dan sonra anlıyor. bazen sözüm ona doğru zamanda eline tutuşturuluyor bu kalem; bazen zorla almaya çalışıyor insan hakkı olanı; bazense farkına bile varmıyor başkalarınca yazılan satırların kendi kompozisyonunu oluşturduğunu..
bu yazının uzunluğu-kısalığı aslında zamanla çok da ilişkili değil. burada önemli olan içinde bulunduğun an'a ne kadar çok güzellik sığdırabildiğin..
kompozisyonlarda konuyu genllikle ilk cümle belirler. bizim hayatımızdan bu cümleyi silmemiz mümkün değil belki, ama konunun akışına yön vermek bizim elimizde. yeter ki o kalemi sıkı sıkı tutalım..
penceremden gece
şehrin ışıklarını izliyorum penceremden..
işveli göz kırpışlarını, geceye inat.
susuşlarını şehrin, içine kapanışlarını..
penceremden şehri izliyorum
gecenin iki'sinde kapanışını evlerin ışıklarının.
sokak lambalarının daimi nöbet tutuşlarını ama..
izliyorum..
duran hayata rağmen akan zamanı..
Ankara karalar giyinmiş, gündüzün beyazlığından evvel..
önce sonbahar habercisi turuncu-kırmızı tonlara bürünüyor gökyüzü
sonra griliklerin ardından çıkıveriyor güneş, gösteriyor kendini,
belki bu kış sabahında hissetmiyorum sıcağını
yine de gülümsüyorum, gün doğuyor..
ve ben şehri izliyorum
penceremden.
yalnız.
tek.
içimden uzak.
şehre yakın.
zamanda kaybolmuş
..
izliyorum
bun-AL-ım

her şey anlamını yitiriyo bazen
donuklaşıyorum
gözümde bütün dünya donuklaşıyo
öfkeleniyorum bazen de, anlamsız
..
sonra zaman geçiyo
öfkelendiğim için kendime öfkeleniyorum
..
"kimse anlamıyo beni" diyorum bazen
"anlamayacaklar da"..
..
içimden bi şey kopup gidiyo böylesi anlarda
yavaş yavaş tükeniyorum sanki
gülüşüm donuyo dudaklarımda
..
en çok da anlamasını beklediklerim
ama anlayamayanlarla yitiyo umudum
..
...
....
ali çolak'ın güzel bi teşhisi var
" bunalım yazıları genelde geceleri çıkar ortaya"
yaz yağmuru..
yusufla züleyhanın aşkını okurken damlaların toprağa konarken
çıkardıkları ses çalındı kulağıma. nisandan beri ilk kez ıslanıyor
sokağım..
gitarıma koşuyorum.
neydi o şarkı? hani serdar ortaç'ın söylediği? "sen de benim yağmurum ol"
mırıldanıyorum ufak ufak ..
aklıma büyükannem geliyo,sakız gibi beyazcacık yüzüyle.. "yağmur zamanı
açılır göğün kapıları,dilediklerin kabul olur" deyişini anımsıyorum.
"allah'ım 'gülümse'yi istiyorum senden,gülme sebebimi.."
