benim penceremden

önyargı'yı yargılamalı mı?

13/6/2008 -Kategori: ulkem

internet gazetelerini tarıyorum sabahları

milliyet'te "gülen'den kılık kıyafet uyarısı!" başlığıyla verilmiş bir haber.

zaman gazetesi'nde 'kürsü' bölümünde yayınlanmış bir yazıdan makaslamalar yapılmış. buraya kadar her şey iyi güzel. böyle farklı gazeteler arası fikir haberlerinde okuyucunun yorumlarını da okurum. bu halkın önyargısı/düşünce yapısı hakkında az çok fikir verir bence. okuduğum yorumlar yazıdan çok bağımsız ve hakaret dolu.

burada anti-parantez bi paylaşımda bulunmak istiyorum:

üniversiteye ilk girdiğimiz sene, bizden öncekilere dersler hakkında soru sorduğumuzda bölüm hocaları hakkında bilgi(!) vermişlerdi epeyce. konuştuğumuz kişi sayısı 50yi bulmuştur. hemen hepsinin nefret ettiği, uzak durmamız gerektiğini söylediği bir profesör vardı.

1.sınıftaki 'mesleğe yönlendirme' dersimize her bölümden hocalar girip, 4 yıl boyunca göreceğimiz dersler hakkında bilgi veriyordu bize. bu hocamız da geldi bir haftaki dersimize. en ön sıradaydım. üstlerin telkinlerinden olacak kendimi veremedim hocanın anlattıklarına. göz göze gelmekten çekindim.

sonraki seneler birkaç kez daha ders anlattı hocamız ve ben sadece birine girdim, hala hocadan korkuyordum.

yıllar geçti.

son sınıftaydım. bir ders aynı hocaya aitti. bir dönem boyunca dersimize girecekti. ilk hafta tedirginlikle girdim derse. kavramlar üzerinde duracağımızı söyledi hoca. 'toplum nedir?' ile başladık. felsefe gibi işliyordu dersi. ilk arada çıktım hemen. mezun olmuş mesleğe başlamış arkadaşlardan 2sini aradım. bu derse girmeli miyim diye sordum, devam zorunluluğu olmadığını, hocamızın aykırı görüşleri olduğunu ve ders boyunca bunları empoze etmeye çalıştığını söylediler. girmedim.

sene sonu final öncesindeki son derse girdim arkadaşların ısrarıyla.

benim gibi ürken arkadaşlar olmalı ki 115 kişilik kadrodan 15-20 kişi vardı derste. 4.sıradaydım. hocayla göz temasına geçiyorduk sık sık. terliyordum her bakışında. 2saatlik dersin sonlarına doğru hocayı duymadığımı farkettim. yani o konuşuyor, izliyorum, ama söyledikleri kulaklarıma ulaşmıyor-ulaşsa da içime giremiyor.

o an dedim merve; senin kimseye karşı bu denli kapalı olduğunu görmedim. sebep ne? düşündüm.. yaşadığım bir olay mı hocamın bana ulaşmasına engel yoksa ters bir haline mi şahit oldum? hiçbiri değildi. sadece duyduklarım.. peki yeterli miydi bir insanı yok saymak için tüm bunlar? ben bunları düşünürken yavaş yavaş hocamın sesi kulaklarıma ulaşmaya başladı. söyledikleri mesleğim adına altın değerindeydi.

saate baktım 20 dakika vardı dersin bitmesine .

bitmesin istedim.

daha çok faydalanmalıydım.

evet, düşünce yapılarımız bire bir örtüşmüyordu ama anlaşmak için, dinlemek-anlamak ya da kendisini anlatmasına şans vermek için aynı düşünmek-aynı görmek gerekmiyordu.

ders bitti. şimdilerde hocamı makalelerinden takip ediyorum ve önyargılı olduğum için pişmanım.

..

özetle söylemek istediğim, dinlemeyi, anlamayı bilmeliyiz. ve bunları yaparken kimsenin değil kendi bilgimizin süzgecinden geçirmeliyiz öğrendiklerimizi.

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

!yasak!

2/2/2008 -Kategori: ulkem

üniversitelerdeki başörtüsü yasağını tartışan ülkem yine kendini bi kaosun içinde buldu.

çok konuşan insanlar, tartışma platformlarındaki yerlerini aldılar. enteresan sunucular enteresan sorular yöneltti yine 'konukları'na. uzun uzun tartışıldı "yasak".

-başörtüsü mü yoksa türban mı daha tehlikeli?

-bu yasak kalkarsa üniversiteler elden mi gider?

-yoksa hükümetin amacı ülkeyi iran mı yapmak?

rektörler yine meclise yürüdü..

alışılmadık olan akademisyenlerin imzaladığı bildiri oldu. "yasak kalkmalı" sesini onlardan belki de ilk kez duyduk.

..

 

biz halk olarak çok konuşan kesimden yükselen bu tartışmalardan o kadar sıkıldık ki.. o kadar yordu ki bu kaos bizi..

istediğimiz; bir yudum özgürlük. lütfen ülkemin aydın insanları onu da çok görmeyin bize!

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı